Karapınar’da Motosiklet Kazaları: Sessiz Bir Felaket

Karapınar merkezde yaşanan trafik kazalarının büyük çoğunluğunu ne yazık ki motosiklet kazaları oluşturuyor.

Abone Ol


Son dönemde meydana gelen son 15 kazanın tamamında motosikletin karıştığı görülüyor. Bu rakam, artık sadece bir istatistik değil; her biri bir ailenin hayatını altüst eden acı olaylar.
Emniyetin bu konuda verdiği mücadeleyi yakından biliyoruz. Ancak emniyet ne kadar çabalarsa çabalasın, aileler gereken duyarlılığı göstermediği sürece bu sorun çözülemez. Özellikle gençlerimiz, gecenin geç saatlerinde —sıklıkla gece 2 civarında— motosikletlerle hız yarışına çıkıyor. Bu sadece trafik kurallarının ihlali değil, aynı zamanda hayatla kumar oynamaktır. Peki bu gençler kimin çocukları? Elbette bizlerin. Aileler, çocuklarına sahip çıkmalı, onları bilinçlendirmeli, bu tür tehlikeli davranışlara kesinlikle izin vermemeli.
Kaç gencimizi toprağa verdik motosiklet kazalarında? Kaç ocak söndü? Her biri gencecik yaşta, hayatının baharında aramızdan ayrıldı. Ve sadece can kaybı değil yaşanan; yaralananlar var, sakat kalanlar var, hayatı boyunca bunun acısını taşıyacak insanlar var. Üstelik maddi kayıplar da cabası.
Bu kazalar, aynı zamanda kamu kurumlarının verdiği mücadelenin etkisini de gölgede bırakıyor. Emniyetin, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının özverili çalışmaları ne yazık ki toplumun ilgisizliğiyle karşılık bulamıyor. Bize düşen ise bu mücadeleye destek olmak, çocuklarımıza sahip çıkmak, kurallara uymak ve çevremizi uyarmak.
Bence en büyük sorunumuz eğitimsizlik, ilgisizlik ve cehalet. Hem de öyle sıradan bir cehalet değil; köklü, inatçı, kara bir cehalet bu. İnsan hayatını hiçe sayan, “Bana bir şey olmaz” diyen, sorumluluktan uzak bir zihniyetin ürünü.
Unutmayalım: Eğitim sadece okulda alınan bir şey değildir. Ailede başlar, çevrede şekillenir. Çocuklarımızı sadece okutmakla yetinmemeli, onları bilinçli bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Onlara hem kendilerini hem de başkalarını düşünmeyi öğretmeliyiz.
Bu mesele sadece bir trafik sorunu değil; bu bir toplum sağlığı, gençlik, ahlak ve bilinç sorunudur.
Artık bu acılara dur diyelim. Sessiz kalmak, onaylamaktır. Bugün bir şey yapmazsak, yarın bir başkasının değil, belki de kendi evladımızın haberi gelir.