KARAPINAR’DA KİRALAR

Sosyal medyada, sohbetlerde, çarşıda pazarda konuşulan konular hep aynı: Geçim sıkıntısı, fahiş fiyatlar, yükselen kiralar... Klavye başında herkes çok dürüst, çok vicdanlı. Ama gerçek hayatta yaşananlar bunun tam tersi.

Abone Ol

Son zamanlarda ev kiraları 30 bin liraya, dükkân kiraları yıllık 400-500 bin liraya kadar çıkmış durumda. Bu rakamlar İstanbul’un boğaz hattında bile zor görülürken, Anadolu’nun herhangi bir ilçesinde, mesela Karapınar’da bu fiyatların telaffuz edilmesi düşündürücü. Ne oldu da bir anda bu kadar değerli hâle geldi bu taşınmazlar? Deniz kenarında değiliz, turistik bölge de değiliz. Nedir bizi bu kadar "özel" yapan?
Asgari ücretin açlık sınırının bile altında kaldığı bir ülkede, insanların sırtına yüklenen bu kiralar ne vicdana, ne dine, ne de insaf ölçüsüne sığar. Elbette kimse malını bedavaya vermek zorunda değil, ama bu kadar acımasızca davranmak da kabul edilemez. Kira alınır, ama can yakmadan, insan ezmeden, karşıdakini çaresiz bırakmadan alınır.
Üstelik bir de işin diğer yüzü var. Kimi mülk sahipleri kirayı yüksek tutup, resmi sözleşmelere düşük bedel yazdırıyor. Vergi kaçırıyor. Sonra da emekli maaşı yetersiz diye serzenişte bulunuyor. Bu nasıl bir çelişki? Bu nasıl bir “dürüstlük”? Bu nasıl bir "helal kazanç"?
Kiracı çaresizlik içinde "İşine gelmiyorsa çık" cümlesiyle karşı karşıya kalıyor. Oysa çözüm bu değil. Birbirimize destek olmak, kolaylık sağlamak zorundayız. Hepimiz aynı gemideyiz.
Gelinen noktada vicdan devre dışı, para hırsı her şeyin önüne geçmiş gibi görünüyor. Oysa gerçek adalet, her alanda dengeyi kurabilmekte gizlidir. İslamiyetin özünde de bu vardır. Namazında, niyazında olan bazı kişilerin, konu para olunca farklı bir yüze bürünmesi, garibime gidiyor.
Yetkililere de büyük görev düşüyor. Denetim olmalı. Sadece market fiyatları değil, kira piyasası da kontrol altına alınmalı. Beyannamesini vermek sıradan bir şeymiş gibi görülmemeli.
Bu çağrım, sadece devlete değil; önce vicdanlara. Çünkü bu ülkede sadece kanun değil, merhamet de olmalı. İnsanlar evine ekmek götürebilsin, başını sokacak bir çatısı olsun diye...