İstiklal Marşımıza Hücumlar:

Abone Ol


İstiklal Marşımıza Hücumlar:  "Dindar bir adam yazmıştır" diye değiştirilmeye ve hor görülmeye başlanan "İstiklal Marşı"mıza karşı pek çok saldırıların olduğunu, bu  yayın organı gazeteler tarafından organize edildiğini. İlahi takdire bakın ki, bu milli marşımızın kırkiki yıl da yirmibir defa değiştirilmek istenilmesine rağmen o günden bu güne hiç bir girişimin başarıya ulaşamadığını... (Nalbantoğlu, Muhiddin; istiklal Marşımızın Tarihi, Cem Yay., İstanbul/ 1964, s. 56) Biliyormuydunuz?

 

Bir Dönem Cumhuriyet Aydınının İnanç Tablosu:  Zekeriya Sertel'in l927'de çıkardıgı Resimli Ay mecmuasının düzenlediği "inanç" konulu ankete cevap veren yazar Reşat Nuri Güntekin'in: Dünyaya gözlerimizi kapar kapamaz başka bir dünyaya doğacağımızı, bütün düşündüğümüz, istediğimiz, sevdiğimiz şeyleri orada bulacağımızı ümit etmek çok güzel şey.  Fakat ben bu saadeti çoktan kaybettim." diye ümitsiz bir cevap verdiğini… Selim Sırrı Tarcan'ın, "Mahşer'e, Cennet ve Cehennem'e inanacak kadar safdil olmadığını söylediğini... Abdullah Cevdet'in ahiret inancını tamamen reddederek bu inancın "ecdaddan intikal etmiş hasletler" olduğunu beyan ettiğini… Ve ilahiyat pröfesörü ve müstakbel CHP başkanlarından Şemseddin Günaltay'ın ise "İnanç" ile alakalı olarak "dünya, yalnız dünya" felsefesiyle görüyorsunuz, hep dünya işleriyle meşgulüm" cevabını verdiğini... (Köprü dergisi, Ekim/1986, s.103)

 

Milli Koruma Kanunu:  Cumhuriyet sonrası ekonomiyi savaş şartlarına göre düzenlemek için çıkartılan "Milli Koruma Kanunu" ile memleketimizde tam bir sefalet döneminin başladığını... Bu "Milli Koruma kanunu"na göre 40 dönümden az arazisi olan küçük çiftçilerin bütün öküzlerine devletçe el konulduğunu… Tarım ürünlerinin büyük bir bölümüne devletçe el konulduğundan, Trakya bölgemizin köylerinde açlıktan ölenlerin olduğunu… Toprak Mahsulleri Ofisi'nin yeni kurulmasından dolayı depolanamayan buğdayların tren yolu kenarlarında çürümeye terk edildiğini… Başbakan Şükrü Saraçoğlu'nun: "Zengin ve paralı adamlar için bir mesele mevcut değildir" diyerek bu durumu itiraf ettiğini… Vurguncu ve stokçular zümresinin türeyip, Saraçoğlu'nun ardından Başbakan olan Refik Saydam’ın bile evinde çuvallarla stoklanmış malların bulunduğunu... (Yalçın, Mehmet; Bir Partinin Günah Dosyası". Aktüel dergisi, 8-14 Ağustos 1991, sayı 5, s.27)

 

Osmanlı'nın Dayısı:  Osmanlı Devleti'nin Cezayir Beylerbeyi Dayı Hasan Paşa ile ABD Cumhurbaşkanı George Washington arasında 1795'te yapılan bir anlaşmaya göre, Dayı Hasan Paşa'nın Amerikan gemilerini vergiye, daha doğrusu haraca bağladığını... ABD'nin yabancı dille(Türkçe) yapmış olduğu bu ilk ve tek anlaşmaya göre Amerikalıların 12 bin Cezayir sikkesi veya 642 bin ABD altını vergi(haraç) vermeyi kabul etmek zorunda

kaldıklarını... (Zaman gazetesi, 9 Eylül 1993, s. 16)

 

Fatih'in Topları:  Büyük dahi Sultan Mehmed'in, İstanbul'un fethi için balistik hesaplarını bizzat kendisinin yaptığı, yaklaşık 17 ton bakır kullanılarak dökülen ve 1,5 ton ağırlığındaki mermileri 1000 metre uzağa atabilen "şahi" adını verdiği muazzam toplar döktürdüğünü... 50 çift manda ve 700 askerle iki ayda Edirne'den İstanbul yakınlarına getirilebilen bu, o zamana kadar misli görülmemiş topların ilk deneme atışları yapılmadan önce yakında bulunan kimselerin dillerini yutmamaları ve gebe kadınların çocuklarını düşürmemeleri için şehrin her tarafına münadiler salınarak topların atılacağı zamanın ilan ettirildiğini... (Yılmaz, Muammer; Fatih'in Şahsiyeti Çizgiler. Kayseri/1993, şahsi basım, s. 14)

 

Osmanlı Düşmanlığının Böylesi:  Cumhuriyet'in ilanından sonra 3 Mart 1924 tarihinde 431 sayılı kanun ile Hilafet'in kaldırılıp Osmanlı hanedanına mensup kimselerin yurt dışına sürgün gönderilmesine karar verildiğini… Bu konunun mecliste görüşülmesi sırasında bazılarının hiç olmazsa kadınların memleketten çıkartılmamasına dair bir teklif ileri sürmesi üzerine, mecliste bulunan bazı meb'usların masaların üzerine çıkıp tepinerek "Olamaz!" diye haykırdıklarını... Topçu İhsan namındaki ecdad düşmanı bir kendini bilmez birinin de : "Osmanlı hanedanının hepsi sürülmelidir. Ne erkeği kalsın ne kadını... Hatta ölülerinin kemiklerini bile mezarlarından çıkarıp atmak lazım gelir." deme utanmazlığını göstererek, Horasan'dan kopup gelerek Söğüt'e yerleşip oradan da koca bir cihan devleti çıkaran Osmanlı Hanedanı için böylesine haysiyet kırıcı teklifler ortaya atabildiklerini... (Müftüoğlu, Mustafa; Tarihi Gerçekler cilt 2, Seha Neşriyat, İst. 93. s. 234)

-