Bayram gününde Güney Doğu’nun yıldız kendi Gaziantep’i n göbeğinde bombalı araç patlatarak 8 kişinin ölümüne ve 61 kişinin yaralanmasına, Bayram sonrası şehitlerimize yanarken yine PKK terörü yollarda araçları kurşunlayıp yakmasından sonra, Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde güvenlik noktalarına teröristler tarafından dört ayrı noktaya düzenlenen saldırılarda 10 askerimizin şehit olması, Yine aynı mevkide çatışmada 2 askerimizin şehit 3 yaralının olması, Afyonkarahisar’da mühimmat deposunda ki patlamada şehit olan 25 askerimiz bizleri büyük üzüntüye boğmuştur. Bu terör eylemlerini ve terör örgütünü Yeşilpınar Gazetesi ailesi olarak kınıyor ve lanetliyoruiz. Ülkemizin bölünmez bütünlüğünü bozmak isteyen terör örgütüne karşı millet olarak her zaman dimdik ayakta kalacağımızı buradan bütün dünyaya duyuruyoruz.
Yeşilpınar Gazetesi ailesi olarak bu hain saldırılarda PKK ile girilen çatışmalarda şehitlik makamına yükselen askerlerimize ve ayrıca Karapınar’lı hemşerilerimizden Şehit Piyade Çavuş Ramazan Emre Ala’na, Şehit Piyade Uzman Çavuş İlhan Akkoç’a Allah’tan rahmet, aziz milletimize ve şehitlerimizin ailelerine başsağlığı, yaralı olan kahraman askerlerimize de Allah'tan acil şifalar diliyoruz.”
Sayın çok kıymetli okuyucularım öncelikle her iki şehidimizin de cenaze merasiminde mahşeri bir kalabalıkla şehitlerimiz 4’er gün arayla toprağa verildi. Devlet erkânımız olsun, vatandaşlarımız olsun şehitlerimize imrenilecek düzeyde görevlerini yerine getirdiler ve getirmekteler, Şehit yakınlarını hiçbir zaman yalnız bırakmadılar. Bundan böyle de bırakmayacaklarına yürekten inanıyorum. Burada Büyükşehirleri bile kıskandıracak düzeyde şehitlerimizin cenaze merasimine mahşeri bir katılımla eşlik eden kadınlarımızı, erkeklerimizi, Devletimizin ve Ordumuzun mensuplarını takdir ediyor ve şahsım adına bir Türk vatandaşı olarak şükranlarımı sunuyorum.
Terör sabrımızı zorluyor. PKK terörü ve Ülkemizin ilerlemesini, coğrafi konumunu çekemeyen, asırlarca birçok medeniyete kucak açmış, dört mevsimin bir arada yaşandığı cennet Türkiye’mizi çekemeyen ,kıskanan iç ve dış güçler, Ülkemizin birliğini, dirliğini, beraberliğini, bütünlüğünü, kardeşliğini, dostluğunu bozmak için ellerinden ne geliyorsa yapmaktalar ama şunu göremiyorlar. Meydanlarda insanlarımız bu oyuna gelmeyeceğiz diye haykırıyor. Çünkü Atalarımızın söylediği çok güzel bir söz vardır “ Keskin Sirke Küpüne Zarar Verir” diye işte PKK terör örgütü de hem vatansever insanların nefretini kazanıyor, hem de kendine aşırı bir şekilde zarar vermekte olduğu görülüyor. Bu hainlerin uzlaşmak, anlaşmak diye bir derdi de yok. İstedikleri tavizin ucu bucağı hiç yok. Korkutmak, sindirmek, can almak, can yakmak gibi acımasız ve merhametsiz bir yol izlemektedirler. Öfkeyle kalkan zararla oturur diye bir söz vardır. Bunlar hiçbir zaman başarıya ulaşamayacaklar, zararla oturan yine PKK’lı teröristler olacaktır. Bundan hiçbir zaman şüphemiz yoktur. Bizler bir ölür, bin doğarız. Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez bunu bilir ve buna inanırız. Bu vatanı bölüp parçalamaya yeltenenler her zaman ve her devirde hüsrana uğramışlardır.
Hasan Bulut’un yazmış olduğu “Bir Şehidin Not Defterinden” Sözlüsünden 1992 Topçu Teğmen Hasan Bulut’a yazılan mektubu okuduğum da gerçekten etkilendim ve siz okuyucularımın da bu mektubu okumasını istedim. İşte mektup, okuyun bakalım neler yazılmış.
TEĞMENİME MEKTUP
1992 Topçu Teğmen Hasan Bulut’a; “Biz, ( Bu Milletin) ezelden beri var olan askerlik ruhunu içimizde taşıyan bir Milletiz. Daha nice 30 Ağustos’lar gelecek; İçinde vatan aşkı bulunan genç teğmenlerimize, onların o yüce omuzlarına, bu vatanın şerefi, şanı, namusu emanet edilecek, hiç tereddütsüz onlar da bu görevi, içlerindeki iman cevheriyle, başarıyla yerine getireceklerdir.
Teğmenim, biliyorum ki dava büyük, görev zordur. Aşılmaz dağlar aşılacak, geçilmez ummanlar geçilecek ve sonunda zafer kazanılacaktır. Çünkü sen yalnız değilsin, çünkü sen mahzun değilsin. Yıllardan bu yana karada bir serhat, denizde bir levent olan Osmanlı’nın torunusun. Yetmez mi bir Mehmet Akif’in “ Çanakkale Şehitleri”, yetmez mi o kâmil insanın, “ Allah bir daha bu millete, İstiklal Marşı Yazdırmayı nasip etmesin” diye duada bulunması. Yetmez mi bir Ulubatlı Hasan’ın, bin Nene Hatun’un vatanı ve milleti, imanı ve inancı için verdiği mücadele.
Bu topraklar, her karışı bir ata yadigârı olan bu aziz, bu kutsal, bu paha biçilmez topraklar sana emanettir. Ve sana verilen bu emanet en erişilmez Albaydan, Kurmaydan, Generalden, Korgeneraldendir. Bundan daha yücesi nedir ki? İçinin Fatihi olamayan, dışının fatihi olamaz. Önce içini fethetmelisin ki sonra dışarıları fethedesin.
Yeter ki hiçbir zaman yeis bataklığına saplanma!
Ufacık bir zelzele, hafiften esen bir rüzgâr, akıp giden zaman senin ideallerinden bir lahza dahi alıp götürmesin. Bizim komutanımızda solmayan renk, bitmeyen gerçek, batmayan güneş vardır.
Ölüm korkusu seni senden almasın. Ölüm Siirt’te, Ölüm Şırnak’ta, Ölüm Hakkâri’de, ölüm Beytüşşebap’ta, ölüm Cizre’de, ölüm Kuduran dağlarının eteklerinde değil, her yerdedir. Ölüm, aldığın nefes kadar yakın, attığın adım kadar tezdir. Unutma ki her an ölüm korkusu yaşamak, ölmeden evvel ölmektir. Sen ki bir Çanakkale’yi geçilmez kılan, sen ki Tuna’yı kanlarıyla sulayan bir ecdadın evladısın. Tüm bunlar yetmez mi yüreklenmeye!
Şartlar ve durumlar, nasıl olursa olsun zafer senin olmalıdır. Lakin yükselmek ve rütbeni artırmak hevesi, sen de kör bir tutku haline gelmesin. Çünkü teğmenlik rütbesini omuzlarındaki birkaç parlak yıldızda değil; kalbinin derinliklerinde, ruhunun asiliğinde aramalısın. Biliyorsun ki, yıldızlar da bir gün kayar; ancak uğrunda ölünesi değerler kalıcıdır.
Yardımcınız en büyük Kumandan, Uğrunda çalışacağınız dileklerin gerçek olması ümidiyle”… SÖZLÜN
Sayın kıymetli okuyucularım Turgut Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler”isimli kitabını okudum ve çok anlamlı ve ibret dolu. Milli Mücadele ilgili güzel bilgilerle donatılmış. Bundan dolayı her Türk genci Milli Mücadele ile ilgili daha fazla bilgi sahibi olmak istiyorsa bu kitabı alıp okumasını tavsiye ediyorum.
Milli Mücadelenin hemen ardından ibret dolu kısa bir örnek “ Şu Çılgın Türkler” kitabından DAILY MAIL gazetesinde Sir Charles Tawsend’in bir demeci yayımlandı. Loloyd George’u birkaç kez uyarmış olan. Tawsend şöyle diyordu;
“Başbakan Lloyd George ve arkadaşları, Türk gururunun ne anlama geldiğini anlamadılar. Anlasalardı İngiltere bu gurur kırıcı duruma düşmezdi.” Türkiyemizle uğraşan kim olursa olsun bu örnekte olduğu gibi Türk gururunun ne anlama geldiğini er geç anlayacaklardır.
Saygılarımla