HEM ÇALIŞKAN HEM ALÇAK GÖNÜLLÜ

Abone Ol

Yaklaşık altı yıldan beri Karapınar’dayım…İnsan hayatında bulunduğu mekanlar ve orada bulunan kişiler önem arz eder. Bulunduğumuz, gittiğimiz, gördüğümüz yerlerde tanıdığımız kişiler hayatımızda yer eder ve onlardan etkileniriz. Fakat bazıları vardır ki, o kişiler hayatımızda daha fazla öneme sahip olur.. 
Karapınar’a geleli yaklaşık altı yıl oldu. Burada beni etkileyen hayatımda önem arz eden kişiler oldu.  Bulundukları konuma göre gerek kendi meslektaşlarım gerek Karapınar esnafından da beni etkileyenler oldu. Bu kişiler içinde beni en çok etkileyen biri var…
Karapınar’a geldiğimde motosikletiyle bir oraya bir buraya koşturan bir adam görüyordum…Bu adam kim, ne iş yapıyor diyordum, kendi kendime…
Bir gün bulunduğum okulda seminer verirken, bu adamın da geldiğini fark ettim…Bir sandalye buldu kendine. Beni dinlemeye başladı…Bir müddet sonra yerinden kalktı ve yanında bulunan fotoğraf makinesiyle benim ve orada bulunanların resmini çekmeye başladı…Seminer bitene kadar da oradan ayrılmadı…
Seminer bitmişti…Herkes dağılmıştı, fakat o gitmemişti…Yerinden kalktı ve yanıma geldi…Yaptığım konuşmadan dolayı bana teşekkür etti…Bunları bana söylerken yüzünde garip bir heyecan vardı…Çok mutlu olduğunu, seminerden çok etkilendiğini ve keyif aldığını söyledi…Bu tür etkinliklerin diğer okullarda da yapılması gerektiğini söyledi…Bunları söylerken heyecanı devam ediyordu…Sanki daha önce kaybettiği oyuncağını bulmuş bir çocuk edasıyla seviniyordu… Gerçek anlamda tanışmıştım kendisiyle…Gazeteci olduğunu söyledi…
Bu adamın sadece gazeteci kimliği yoktu…Çünkü ilçede yapılan faaliyetlerde ilk önce o görülüyordu ortalıkta…İnsanları, insanlığa yardımcı olmayı çok seviyordu. Kendisi aynı zamanda iyi bir çevreciydi…TEMA vakfının da ilçe temsilcisiydi…Nerede bir çevre faaliyeti var, önce kendisi koşuyordu…İlçeye gelen ziyaretçileri o gezdiriyordu…
Yorulmak bilmez…Adeta atom karınca gibi…
Bazen sohbet ederken söz gençlerden açılınca, sesi titriyor, duygusallaşıyor…Gençlere önem verilmesi gerektiğini söylüyor…Anne babaların çocuklarıyla ilgilenmelerinin gerektiğini söylüyor…
Tüm bu koşuşturmalarında tek bir amacı var o da Allah rızası…Çünkü o insanlık adına, insanlığın mutluluğu adına yapılan ne varsa, onu mutlu ediyor…Akşam evine giderken bu gün yaptıklarını düşünüyor…Akşam yastığa başını koyduğunda yarın yapacaklarını düşünüyor…İyilik için çırpınıyor…Çırpındıkça da mutlu oluyor…
Çok insan gördüm…Az adam tanıdım…
Bu adam öyle bir adam ki, hayat ona çok çıkıklar verdi; fakat o hayattan hiç çıkmadı…Hayat onun hem ruhunu hem bedenini kırdı; fakat o hayata hiç kırılmadı…Belki hayat bazen ona küstü; fakat o hayata hiç küsmedi…Çünkü daha yapılması gereken çok şey vardı insanlık adına…Önce o koşmalıydı…O, tüm bunları insanlar adına kendine dert edinmişti…
Hani Hazreti Mevlana’nın bir sözü var: “Ben çok adam gördüm, üzerinde elbise yok; çok elbise gördüm içinde adam yok…” İşte bu adam, adam gibi adam…Şahsiyetlerin yerlerde sürüldüğü bir dünyada, örnek kişiliğiyle hepimize örnek olan bir adam…Ondan çok şey öğreneceğimiz bir adam…
Ceyhan nehrinin Çukurova’yı sulayıp akması gibi, devamlı hayata akan bir ırmak…Ceyhan nehrinin suları gibi coşkulu olan bir adam…MUSA CEYHAN…
Toplumun mutluluğunu dert edinecek, Musa CEYHAN gibi hem çalışkan hem alçak gönüllü adamlara ihtiyacımız var…
Sevgili ağabeyim, örnek insan Musa Ağbi…İyi ki varsın…
Saygılarımı sunuyorum…