Görüyoruz, Susuyoruz, Kirletiyoruz

Nereye gidersek gidelim, hangi şehirde, hangi kasabada, hatta hangi mahallede dolaşırsak dolaşalım; çevre sorunları mutlaka karşımıza çıkıyor. Oysa hepimiz bu topraklarda yaşıyoruz, aynı havayı soluyor, aynı yolları kullanıyoruz. Peki neden bu kadar hoyrat davranıyoruz doğaya? Karapınar’dan Konya’ya kadar uzanan her köşede aynı manzarayla karşılaşmak mümkün:

Abone Ol


Yola atılan çöpler, fırlatılan su şişeleri, yere bırakılan sigara izmaritleri… En acı olanı ise, kimsenin buna tepki göstermemesi. Çünkü çoğu insan, kendisinin de zaman zaman aynı hataları yaptığını biliyor ve bu yüzden başkasını uyarmaya da çekiniyor.
Geçtiğimiz gün Konya Şehir Hastanesi’ndeydim. Dışarıda çöp kutuları olmasına rağmen, insanlar sigara izmaritlerini yere atıyordu. Temizlik görevlileri ellerinden geleni yapıyor ama birkaç dakika içinde ortam yine eski haline dönüyordu. Peki bu kadar emeğe neden saygı duymuyoruz?
Karapınar’ın gözbebeği doğal güzelliklerinden olan Meke Gölü ve Acıgöl, özellikle hafta sonları çok sayıda ziyaretçiyi ağırlıyor. Ancak bu yoğunluk ne yazık ki çevre kirliliğini de beraberinde getiriyor. Göl kenarlarında kırık cam şişeler, plastik atıklar, içki kutuları… Bu güzelliğe bu kadar zarar vermeye gerçekten hakkımız var mı?
Burada Karapınar Belediyesi’nin çabalarını da yok sayamayız. Meke Gölü ve Acıgöl çevresinde düzenli olarak temizlik çalışmaları yapılıyor. Ancak ne yazık ki birkaç gün sonra her şey yine başa sarıyor. Yani belediye temizliyor, biz tekrar kirletiyoruz. Bu bir kısır döngüye dönüşmüş durumda.
İlginçtir ki bazen yabancı turistlerin çevre temizliği yaptığını görüyoruz. Bu tablo gerçekten düşündürücü. Temizlik konusunda örnek olmamız gerekirken, dışarıdan gelenlerin bu konuda daha duyarlı olması, bizler için utanç verici bir durum.
Acıgöl’ün sahil kenarlarında da benzer manzara hâkim: Plastik atıklar, çocuk bezleri, yiyecek ambalajları… Bu alanları yine biz kullanıyoruz, yine biz zarar görüyoruz. O zaman neden sahip çıkmıyoruz?
Üstelik bizler, temizliği emreden bir dine mensubuz. Peygamber Efendimiz’in “Temizlik imanın yarısıdır” sözü hâlâ kulaklarımızda çınlamıyor mu? Neden inancımızla çelişiyoruz?
Şunu unutmamak gerekir: Çevresini kirleten, geleceğini karartır. Çevre temizliği sadece bireysel bir sorumluluk değil; aynı zamanda toplumsal bir bilinçtir. Bu bilinç okulda başlar, ailede şekillenir, mahallede, şehirde yayılır.
Yarın çocuklarımıza bırakacağımız dünya için bugün harekete geçmeliyiz. Bir çöp kutusunu kullanmak zor olmamalı. Elimizdeki çöpleri bir poşete koyup geri götürmek çok mu zor?
Geçtiğimiz Mayıs ayında, Hacı İsa Camii civarında yaşadığım bir olay bu konuda beni derinden düşündürdü. Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu öğrencisi olduğunu okul formasından anladığım bir çocuk, elindeki su şişesini içtikten sonra caddenin ortasına fırlattı. Buna kayıtsız kalamadım. Nazikçe yaklaşıp, "Lütfen su şişesini alıp çöp kutusuna atar mısın?" dedim. Ama çocuk oralı bile olmadı.
Bu duruma gerçekten çok üzüldüm. Çünkü o çocuk hâlâ eğitim çağında, öğrenme döneminde. Eğer bu yaşta çevreye karşı duyarsızsa, büyüdüğünde nasıl biri olacak? Bu çocuğa ne ailesi, ne okulu, ne de çevresindeki büyükler gerekli eğitimi ya da örnekliği verebilmiş gibi görünüyor.
Doğaya gösterdiğimiz saygı, aslında kendimize ve geleceğimize gösterdiğimiz saygıdır. Gelin, bu bilinci hep birlikte yayalım.
Unutmayalım: Çevre bizim aynadaki yansımamızdır. Ne kadar temiz tutarsak, o kadar güzel görünürüz.
Temizlik Görev Değil, İnsanlık Meselesidir.