Gençler bizim geleceğimiz

Gençlik üzerine yıllardır yazılar yazıyoruz. Çünkü insan hayatının en güzel dönemi gençlik yıllarıdır. Eğitim hayatı, askerlik dönemi, meslek seçimi, hayata tutunma çabası ve ardından aile kurma… Bunların hepsi gençlik döneminin en önemli duraklarıdır.

Abone Ol

Ancak üzülerek söylemek zorundayım ki bugün gençlik, dünkü gençlik değil.
Eskiden gençler arasında edep, terbiye, saygı, sevgi, büyüğe hürmet ve çalışkanlık gibi değerler daha belirgindi. Elbette o dönemde de yanlış yapanlar vardı. Fakat bugün karşımıza çıkan tablo, hepimizi düşündürmesi gereken bir noktaya geldi.
Çalışmadan kazanmak isteyen, üretmek yerine tüketen, hedef belirlemek yerine günü kurtarmayı tercih eden bir gençlik profili giderek yaygınlaşıyor. Sokaklarda amaçsızca vakit geçiren, saatlerini ekran başında harcayan ve geleceğine dair hiçbir plan yapmayan gençlerin sayısının artması, sadece ailelerin değil, toplumun da ortak sorunudur.
En büyük tehlike ise bağımlılıktır.
Teknoloji ve sanal dünya bağımlılığı bir yana, uyuşturucu bağımlılığı gençlerimizi sessizce aramızdan alıp götüren en büyük tehditlerden biri hâline gelmiştir. Bir gencin bu bataklığa düşmesi yalnızca onun değil, ailesinin ve toplumun da geleceğini karartmaktadır.
Peki bunun sorumlusu kim?
Öncelikle aile... Sonra eğitim... Ardından çevre ve arkadaşlık ilişkileri...
Eskiden mahalle kültürü vardı. Komşunun çocuğu da kendi çocuğumuz sayılırdı. Bir yanlış yaptığında herkes uyarır, herkes sahip çıkardı. Bugün ise "Bana ne?" anlayışı hâkim olmaya başladı. Toplumsal duyarlılığımız zayıfladıkça gençlerimizi de yalnız bırakıyoruz.
Oysa bir gencin kurtuluşu, sadece ailesinin değil, bütün toplumun meselesidir.
İlçemizde uyuşturucuyla mücadele konusunda önemli çalışmalar yürütüldüğünü memnuniyetle görüyoruz. Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinasyonunda Emniyet ve Jandarma teşkilatımızın başarılı operasyonları, bu mücadelede kararlılığın en önemli göstergesidir. Emeği geçen herkesi kutlamak gerekir.
Ancak yalnızca yakalamak yeterli değildir. Asıl hedef, gençlerimizin bu bataklığa hiç düşmemesini sağlamaktır. Bunun yolu ise eğitimden, aile içi iletişimden, sosyal faaliyetlerden ve güçlü bir değerler eğitiminden geçmektedir.
Buradan ailelere de bir çağrıda bulunmak istiyorum.
Lütfen çocuklarımızın kimlerle arkadaşlık yaptığını, zamanlarını nerede ve nasıl geçirdiğini takip edelim. Onlarla konuşalım, dinleyelim, anlayalım. Sevgimizi ve ilgimizi eksik etmeyelim. Çünkü ilgisizlik, birçok yanlışın ilk adımıdır.
Toplum olarak da duyarsız olmayalım. Bir genci kurtarmak, aslında bir geleceği kurtarmaktır.
Bizim ihtiyacımız olan gençlik; çalışkan, ahlaklı, vatanını seven, üreten, sorgulayan ama değerlerinden kopmayan bir gençliktir.
Merhum düşünür Necip Fazıl Kısakürek'in tarif ettiği gibi:
"Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!" şuuruyla hareket eden, sorumluluk sahibi bir gençlik...
Çünkü güçlü bir Türkiye'nin temeli, güçlü bir gençlikten geçer.
Ve unutmayalım...
Bugünün gençliği, yarının Türkiye'sidir.