Büyüdüm Büyüdüm Bende Anne Oldum!

Abone Ol
           
 
     İki yaşındaki kızıyla çıktığı alışverişte,sadece parayı esnafa uzatmak için,elini yavrusunun elinden çekmiş ve kızını kaybetmiş,bir gün boyunca çaresiz çırpınışlarla kaçırılmış kızını bulan anneyi düşünün...

Dışarıda gözünün önünde oynayan yavrusunu kaşla göz arasında kaybetmiş ve bütün mahalle bir olup aramışken saatler sonra evde bulan(karyolanın altında uyuyakalmış) anneyi düşünün...

Semt pazarından dönerken freni patlayan bir kamyonun,uyusun diye evde bıraktığı 4 yaşındaki minik kızının odasına girdiğini gören anneyi düşünün,Allah'tan kamyon eve girmeden az önce o minik kız uyanıp ön bahçeye çıkmış...

Evin az ilerisindeki çeşmenin 7 metrelik kuyusuna düşen küçük kız çocuğu...Üstelik anne bahçede oynadığını sandığı kızına en sevdiği yemekleri yapıyor içeride. ''Bu kimin çocuğu'' diye kapı kapı gezdirirken, anne dışarı çıkıp kanlar içindeki bu ufak yavruya ilk müdaheleyi yapıyor.Çocuk öyle bir tanınmaz halde ki, su ve kolonya ile yüzünü silerken o kızın kendi evladı olduğunu fark eden annenin yüreğini düşünün.

VE O KIZIN BEN OLDUĞUNU DÜŞÜNÜN.Affet annecim...Bilerek ya da bilmeyerek canını yaktıysam affet...

Yüreğin,defalarca parçalanmış, ağzına gelmiş, erimiş,yok olmuş,nasıl yanmıştır kim bilir...

Her anneler gününde anneciğimi kutlarken ya da doğum günümde ona sarılırken ilk cümle ondan gelir:''Beni annelik makamına taşıdığın için çok teşekkür ederim'' der.Yorum farkı...

Hayatı yorumlama biçimine her zaman hayran olduğum güzel annem...Evlatlarını pamuklara sarıp kalbiyle, gözüyle,aşkıyla büyüten bütün anneler...

Yeni doğan evladının topuğundan kan alınırken, çocuğunun başında durmamak için eşinden ricada bulunan bir annenin neden odaya giremediğini yeni yeni anlıyorum. Anne olunca...Evlat.. ''Allah evlat devleti göstersin'' duasının muhteviyatı cümleden daha büyük.O kadar muhteşem ve bir o kadar zor.Çocukken arkadaşıma gitmek isteyince soru yağmuruna tutup içindeki şüpheleri çok olunca hayır diye gitmeme izin vermeyen annemi daha iyi anlıyorum.

     Ben çocukken henüz bir yaşındaki çocuğuna yemek yedirmek isteğime ''olmaz yavrum'' diyen -o zamanlar çok ağlayıp defterimden sildiğim- evimize misafir gelen annelerinde kulakları çınlasın.Artık penceremden sokağa bakarken, gördüğüm her insanın aynı zamanda müthiş bir emek olduğunu anlıyorum.Herkesin emektarına sormalı ki neler yaşanmış,neler yaşanmış.

Hepimiz her an bu bilinçte olsak yine olur mu bu kavgalar?Bu düzen böyle kurulmuş ve böyle gidecek.Bir yanda titrek bir yürek ve diğer yanda o yüreği titreten evlat.

''Acıktı mı, uykusu mu geldi, gazı mı var'' soruları sınıf atladıkça ''üşüdü mü,yollarda birşey olmasın, derslerini bitirse ya çok yoruldu''ya ve sonra ''mutlu mu,evini çekip çevirebilecek mi'' sorularına dönüşecek ve bu yürek titreyişi hiç bitmeyecek.

Dilerim hiçbir annenin yüreciği yanmasın...

Hiç bir çocuk mutsuzluktan ağlamasın...Evet büyüdüm bende anne oldum annemi daha iyi anlar oldum...
                                                          Ne kadar sürcilisan etmiş isek aşk ola...