BARIŞ SÜRECİ – 3

Abone Ol
Dostlar, Türkler İslam tarihi boyunca onlarca devlet kurmuş olmalarına karşın bu devletlerin hiç birisini Türk adı altında adlandırmamışlardır. Bu bir tesadüften veya milletperver bir toplum olmadığımız için değil bilakis milliyetimizden daha çok davamız olan Kur’an ve Sünnet temelli medeni kimliğimize olan bağlılığımızdan ve saygımızdan kaynaklanmıştır. Türkler, kendi ırklarını ön plana alan bir devlet yapılanması yerine Kur’an ve Sünnet temelli medeni kimliklerini ön plana alan devlet geleneğine sahip bir millettir. Bundan dolayıdır ki devletlerimizin adı Osmanlıdır, Selçukludur. Tarihte milletimiz hiçbir komplekse sahip olmadığı için devlet kurumlarına ırki aidiyetini ifade eden isimlendirmelerde bulunmamıştır. İşte bundan dolayıdır ki bizim adalet, merhamet ve paylaşım ahlakına dayalı medeni kimliğimiz sayesinde bu devletlerimiz 72 milleti bir çatı altında toplayarak dünya hâkimiyeti kurmuşlardır. Ve herkes de bilir ki bu devletler tartışmasız Türk devletleridir. Şimdi size soruyorum bu gün eğer yeniden medeni kimliğimize dayalı bir dünya devleti inşa etme idealini taşıyorsak eğer neden dağa, taşa bu ülkenin her karışına Türk yazma gayreti içerisindeyiz. Yoksa kendimizden bir şüphemiz mi var? Tarihte Türk ve İslam kavramlarının nasıl birbirine kaynaşıp bütünleştiğini bilen bir takım çevreler Türk adını ve bayrağını kullanarak çaktırmadan milletimizin İslam kimliğini öteleme ve arka plana atma gayreti içindedirler. Unutmayın tarihte insanlığın en büyük adresi olmuş olan biz Türklerin kapısını dünya milletleri biz Türk olduğumuz için değil, ancak ve ancak medeni kimliğimizi bir Türk olarak ne ölçüde temsil edebildiğimize bakarak bizim kapımıza gelecektir.

Bu nedenledir ki son zamanlarda milletimizin tarihi ve medeni kimliği hakkında zerre kadar bilgisi ve ilgisi olmayan, gönlü kıblesiz, alnı secdesiz bazı çevreler Türk adını ve bayrağını istismar ederek milletimizi devleti ile karşı karşıya getirmeye çalışmaktadır.

 Devlet ve milletimize insanlık âleminde Nizam-ı Alem ülküsü çerçevesinde, İlahikelimetullah çatısı altında hak ettiği konuma ulaşmayı nasip etsin!   

BARIŞ SÜRECİ – 4

         Dostlar, içinde bulunduğumuz süreçte bazı kardeşlerimiz mevcut barış sürecine dair kaygılarını dile getirerek karşı çıkmaktadırlar. Dostlar, bu arkadaşlarımızın kaygılarını anlayışla karşılıyor ve benzer kaygıları aynen süreci destekleyen bizler de taşıyoruz. Çünkü karşımızda hiçbir ahlaki ve vicdani kaygı taşımayan eli kanlı bir terör örgütü var. Bu gerçek bile tek başına güven duygusunun sarsılması için yeterlidir.

        Ancak unutmayın ki çözüme karşı çıkmak ile süreç içerisinde gerçekleşmesi muhtemel olumsuzluklara karşı çıkmak çok farklı şeylerdir. Bizler sorumlu bir vatandaş hüviyeti ile çözüme destek vermek ama süreç içerisinde gerçekleşmesi muhtemel olumsuzluklara karşı yek vücut hareket etmek zorundayız. Aksi takdirde sonuç olumsuz olabilir evhamı ile hareket edersek bu durum ahlaksız olabilme ihtimali ile doğmamış çocuğu kürtaj etmeye benzer. Bu ise 30 yıldır terörden büyük zarar gören insanımıza yapılacak en büyük kötülük olacağı gibi terör baronlarının ekmeğine de yağ sürmek anlamına gelecektir.

       Unutmayın biz karşımızdaki eli kanlı canilere güvenerek bu süreci başlatmadık. Biz ülke insanımızın ferasetine ve barışa olan özlemine, ülkemizin terörsüz bir ortamda çok daha üstün performans segileyeceğine olan inancımız ve güvenimizle yola çıktık. Allah, devlet ve milletimizin yar ve yardımcısı olsun.

- - - -