AĞAÇ VE İKLİM

Abone Ol


Sayın kıymetli okuyucularım, öncelikle “Ağaç ve İklim” adlı köşe yazıma geçmeden önce merkezi Konya’da bulunan Karapınarlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Dernek Başkanlığının Konya’da Öncü Sosyal Tesislerinde 13.07.2013 Cumartesi günü iftar programına katıldım. İftar yemeğine katılan 1500 kişiye yakın Karapınarlıyı Konya gibi bir ilde bir arada görmekten son derece mutlu olduğumu belirtmek istiyorum. Ne kadar iyi olmuş bu iftar yemeği dedim. İnsanlarımız dışarıda birbirlerinin kadrini ve kıymetini daha fazla biliyorlar. Onu gördüm. Burada Konya’da ki Karapınarlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Dernek Başkanı Mustafa Özsoy’u ve Yönetim Kurulu Üyeleri İsmet Biltekin, Ümit Mete, Suat Emre, Mustafa Pirencioğlu, Fahri Ardıç, Zekeriya Coşar, Sadullah Dinkul, İsmail Halıcı’yı bir Karapınarlı vatandaş olarak misafirlerine karşı göstermiş oldukları ilgi ve alakalarından, ikramlarından dolayı tek tek kutlar, teşekkürlerimi sunarım. “Sevelim, sevilelim bu dünya kimseye kalmaz”

Şimdi gelelim “Ağaç ve İklim” başlıklı konuya, Bu konuyu 31 Mayıs 2013 Cuma günü çıkan Konya Postası Gazetesinin köşe yazarı Nazım Peker kardeşimizin yazısını okuyunca çok beğendim ve siz kıymetli okuyucularımla bana ayrılan yer doluncaya kadar paylaşmak istiyorum.

Hepimizin malumudur ki dünyamız gözle görülür bir iklim değişikliği yaşamakta. Bu konuda uğraş veren bilim adamları ve ilgililer, bu değişiklikleri; dünyamızın ve üzerinde yaşayan bizlerin lehine nasıl çeviririz hesabını ve çalışmalarını yapmaktadırlar.

Elbette ki dünya; bu durumlara kendi kendine gelmedi. Dünyayı bu hale bizler getirdik. Siz,Biz.Onlar; Asya’da, Avrupa’da, Amerika’da, Afrika’da, Avustralya’da vs yerlerde yaşayanlar. Müslümanlar, Hıristiyanlar, Museviler gibi semavi din mensupları ile birlikte, uyduruk din mensupları.

Suçu kimse kimsenin üzerine atmasın. Sen yaptın, ben yapmadım gibi bir yüzeysel savunmanın ardına sığınmasın. Mavi gezegen dediğimiz bu cennet gezegeni bu hale üzerinde yaşayan bizler; hep beraber el birliği ile getirdik. Bozduğumuz dünya düzenini tekrar düzeltmek için çaba harcamakta, beyin fırtınası oluşturmakta, para harcamakta, en azından bu bile bir başlangıç ve kurtuluşun gayretidir.

Dünya batarsa, hep beraber batacağız. Hiç birimiz Nuh’un gemisinde değiliz. Hiç birimiz, Nuh’un tufanındaki masum ve saf kadının ineği de değiliz. Bunun için bir örgüt kurduk; UNEP: Birleşmiş Milletler Çevre Programı, Bu örgüt, dünyayı yeniden eski haline getirebilmenin gayretinde, Bunun için ne yapılması gerekiyorsa onu yapmanın ve yaptırmanın çabasında.

En başta da; küresel iklim değişikliklerini yavaşlatmak amacıyla 2007 yılında bir milyar ağaç dikilmesi kampanyası başlatmıştı. Hani yıllardır acımadan kesip tükettiğimiz yemyeşil ağaç dokusu ile dolu dağlarımızı; Keloğlan başına çevirdiğimiz dağlarımızı ağaçlandırmak için, Görüldü ki, küresel iklim değişikliğinin bir numaralı nedeni ağaçsızlık-ormansızlık.

UNEP’in o zaman ki Başkanı Achim Steiner, Oslo’dan yaptığı açıklamada; 2004 Nobel Barış Ödülü sahibi Kenyalı Çevreci Wangari Maathi’nin fikrinden yola çıkılarak bu kampanyayı başlattıklarını açıklamada.

Gönül isterdi ki, bu kampanyanın isim babası, proje ilhamı bir Müslüman Türk’ün olmasıydı. Zira bizler ki, çevreci bir Resulün ümmeti, çevreye saygıyı farz kılan bir dinin mensupları idik. “Kıyamet kopuyor olsa da elinizdeki hurma çekirdeğini toprakla buluşturun” diyen bir muazzez insan Hz Muhammed’in ümmeti değil miyiz? Neyse geçelim bunları.

Gelelim saadete; Aziz okurlarım sevindirici olan, bu programda hedefin aşılmış olmasıdır. Demek ki bu dünyayı bu hale getiren biz dünyalılar, yeniden kurtarmak için elbirliği yapmayı başarmışız. Hedef geçilmiş. 2007 yılı hedefi olan bir milyar ağaç dikimi aşılmış. Bu programın bir başka sevindirici boyutu da, ülkemizi ilgilendiriyor olması. Nasıl mı? Bu kampanya dâhilinde (Sıkı Durun) Türkiye; Üçüncü sırada gözüküyor. En çok ağaç diken ülke sıralamasında Türkiye Üçüncü iyi değil mi?

Biraz ramak vereceğim, ama yorumu sizler yapın lütfen; 700 milyon ağaçla Etiyopya, 217 milyon ağaçla Meksika, 150 milyon ağaçla Türkiye ilk üç sırayı paylaştılar. Bundan sonrası Kenya 100 milyon, Küba 96,5 milyon, Raunda 50 milyon, Güney Kore 43 milyon, Tunus 2l milyon, Fas ve Mayanmar 20 şer milyon, Brezilya 16 milyon ağaç dikimi ile sıralanıp gitmektedir.

Bu gayret önümüzdeki yıllarda da devam ederse; dünyamız yeniden yeşil kürküne bürünür. Böylece, küresel ısınma hastalığına yakalanmaktan ve zarar görmekten kurtulur.

Çünkü Ağaç; en güzel bir iklim düzenleyicisidir. Yağmuru çeker, şehirlerin akciğeridir. Havayı filtre eder, temizler. İçerisindeki doğal bitki dokusu ve hayvan çeşitliliği ile çok kıymetli bir değer ve hazinedir. Böyle bir değeri çoğaltmak dünyayı kurtarmaktır diye düşünüyor ve İnşallah diyerek dua ediyorum. Torunlarımızdan emanet aldığımız bu güzel gezegeni onlara, sapa sağlam teslim ederiz. Bende diyorum ki Cenab-ı Allah herkesin gönlüne ağaç ve çevre sevgisini yerleştirsin. Amin Amin Amin.

“Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi, Mal da yalan mülk te yalan, gel biraz da sen oyalan” En iyisi hem helalinden kazanalım, hem de insanlara, doğaya, çevreye iyiliği elden bırakmayalım. Saygılarımla, esen kalınız.

- - - -