İçinde bulunduğumuz yılın Haziran ayında ekinlerimizin biçilmesi ile başlayan hasat sezonuna bu günlerde mısır ve pancar hasadı ile devam etmekteyiz. Hızla gelişen tarım teknolojisinden gerçekten önder olacak seviyede nasibini alan ilçemiz ülkenin tarım ekonomisinde büyük pay sahibidir.
    Tarlalarımızda yetiştirdiğimiz ürünü en kaliteli ve en verimli şekilde üretme çabası içerisindeyken gelin bir de tarım ürünlerinin muhasebesine farklı bir gözden bakalım. 
    Kabataslak hesaplar ile ürünlerimizden elde ettiğimiz kar oranlarına bakarken, 100 liralık ürün sattım, 40 lira masrafım var 60 lira kar ettim dediğimiz noktada hangi noktalarda yanılabiliriz? 
Öncelikle muhasebe dilinde amortisman dediğimiz;  demirbaş eskitme payı çiftçilerimizden nadir duyduğumuz bir sözcüktür. Anlamına gelecek olursak, tarlalarımızı işlemek için kullandığımız araçların, makinelerin, damlama hortumlarının, yağmurlama borularının  seneler içinde uğradığı değer kaybıdır. Örneğin;  200 dekar arazisi olan çiftçinin 2008 yılında 100.000 TL'ye satın aldığı traktör artık işini göremez hale geldiğinde bu traktörü 2018 yılında 50.000 TL'ye satarak daha güçlü, daha yeni bir modelini aldığımızı varsayalım. Geçen 10 yıl içinde çiftçimizin traktörü 50.000 TL'lik eskimiş. Tabi bu değer kaybında kullanımı esnasında ortaya çıkan arızalar, parça ihtiyaçları, ustalık maliyetleri hariç. Her yıl 5.000 TL'lik bir değer kaybı söz konusu. Bu  rakamı da senelik işlediği arazi miktarına oranlarsak 200 dekar arazisi olan çiftçimizin dekarda 25 TL kadar  traktör eskittiğini görürüz. Bu maliyete yıl içinde yaptığı tamir ve bakım masraflarını da eklersek daha net sonuçlara ulaşabiliriz. Örnek üzerinde yapılan hesaba göre, sulama sistemlerindeki amortisman kaybını,  traktöre entegre edilen tarım aletlerindeki kayıpları da eklersek aslında yukarıda söz ettiğimiz 40 lira masrafın biraz daha arttığını, buna bağlı olarak kar oranının azaldığını görürüz.  Ayrıca 10 senenin sonunda yeni alacağımız traktörün ödemesi için de bu 10 yıl içinde birikim yapmak bu döngüyü kolay yapmamızı sağlayacaktır.
    O nedenle tarım ürünü üzerinde maliyetleri hesaplarken gözden kaçırılmaması gereken bu kalemleri hepimiz hesabımıza katmalıyız. 
    Bunun yanında bölge ekonomisindeki para döngüsünün yılın belli zamanlarında yüklü miktarlarda olması bizlerin bir para yönetimine ihtiyaç duyduğumuzu gösterir. Hepimiz iyi birer çiftçi olabiliriz, en kaliteli ve en çok ürünü üretebiliriz ama bu ürünlerden elde edilen geliri düzgün yönetemezsek üretimde kazandığımızı harcama yaparken kaybederiz.  Aylık sabit geliri olan bir memur ya da işçi ekonomi planını 30 günlük yapabilir. Onun planı kısa vadeli olduğu için hata payı azdır. Ancak çiftçilerimiz Aralık ayında elde ettiği geliri neredeyse bir yıl tasarruflu vaziyette kullanmak mecburiyetinde kalmaktadır.
    Öncelikle senenin devriyesinde hasat sezonu sonrasında yeniden üretime hazırlık sürecimizde ön gördüğümüz maliyetler için bir sermaye yedeği oluşturmalıyız. Hem de kullandığımız ürünlerin, ilaçların, tohumların fiyatlarında artış olabileceğini de dikkate alarak yapmalıyız. Bunu yaparken merkezi kuruluşların enflasyon, TÜFE vs. oranlarından faydalanabiliriz. Bu sayede 2018 yılının hasat döneminde elinize geçen gelir ile 2019 yılında hasat edeceğiniz ürünün temelini atmış oluruz. Böylelikle alışverişlerimiz peşin hale gelir, herhangi bir sürprizle karşılaşmadan önümüzdeki sezona hazır vaziyette gireriz.
    Harcama kontrolü diyebileceğimiz, 'Ayağını yorganına göre uzat.' Atasözünün ışığında hareket etmemiz hem kendi bireysel  ekonomimize hem de bölge ekonomimize destek olacaktır. Bu yıl elimize geçen 100.000 TL iken, bir sonraki hasat sezonuna kadar 150.000 TL harcar isek; önümüzdeki yıl elimize geçecek olan gelirin de 50.000 TL'sini tüketmiş oluruz. Bu negatif döngü bizi ekonomik çıkmaza götürene kadar anca devam eder. Bir süre sonra bugünlerde harcadığımız paraları, borçlanmaları karşılamak için gelecekte bile çalışmak zorunda kalırız.  Yani özetle, bu yıl kazandığını bu yıl harca, diğer sene kazanacağın gelire göz dikme. 
    Ülke ekonomisine, milli gelire böylesine katkıda bulunan bölgemiz insanının ekonomi yönetimi alanında dikkat edeceği bu basit kavramlar sayesinde ekonomik bunalımlardan en az düzeyde etkileneceğini düşünüyorum. Hepimizin birer muhasebeci tutmasına imkan yok, o halde kendi muhasebecimiz olmak için de bir mesai harcamalıyız. Sadece tarım sektöründe değil, diğer bütün sektörlerde bunu yapmak ekonomimizi canlı tutacaktır.
Tüm çiftçilerimize bereketli hasatlar dilerim.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.