Tahıllarda hastalık yapan organizmalar arasında en önemlilerden biri de patojenik mantarlardır. Hastalığa sebep olan mantar cinsine göre üç çeşit buğday pas hastalığı vardır; sarı pas, yaprak pası ve kara pas. Bunlar buğdayın en yaygın ve önemli hastalıkları olmasından dolayı üzerinde en çok çalışılan bitki hastalıklarındandır. Pas hastalığına sebep olan mantar cinslerinin özellikleri, besin maddelerini kendileri üretmek yerine diğer bir canlı ya da ölü konukçu dokusundan elde ederler. Mantarlar tohum ya da topraktan bulaşabildikleri gibi rüzgâr, su, böcek, hayvan veya insanlar yoluyla da yayılabilir.Son dönemde de üç kıtada tehlikeli boyutlara varan buğday pası hastalığına karşı mücadeleyi geliştirecek yeni bilgiler biyogenetik çalışmalarından gelmeye başladı.

Son 5 yıl içinde Asya, Avrupa ve Afrika’da gösterdiği yayılma nedeniyle gıda güvencesini tehdit eden buğday pasına karşı yeni umutlar ufukta göründü. Avustralya’da araştırmacılar hastalığın tarlada doğru teşhisinin yapılarak kayıpların önüne geçilebileceğini kanıtladı.Tarihsel olarak buğdayın en tehlikeli patojeni olarak tanımlanan kara pas hastalığının gelişen yeni ırkları saldırgan yapısıyla kültürel ve kimyasal mücadele yöntemlerine karşı direnç gösterebiliyor. Mücadelede en büyük handikap ise hastalığın hem süratli hem de yeni dirençli türleriyle birlikte buğday tarımını tehdit etmesi.Sydney Üniversitesi’nde araştırmacılar, kara pasın buğday bitkisinde her alan Sr50 isimli pas direnci genine üstün gelip gelemeyeceğini ilk kez bir DNA testi ile saptamayı başardı. Hastalık belirtileri görüldüğü anda yapılan bu test sayesinde, arazide hastalığı taşıyan bitkilerin tespiti ve hangi bitkilere fungusit uygulamak gerektiği bilgisi iş işten geçmeden sağlanmış olacak.Kara pas hastalığının Sr50 direncine karşı geliştirdiği AvrSr50 geniyle galip geldiğini tespit ettiklerini söyleyen araştırmacılardan Dr. Peter Dodds, “Artık bitkinin bağışıklık sistemi ile bu mantar hastalığı arasındaki ilişkiyi, protein ve gen düzeyinde yaşanan süreçleri daha iyi anlıyoruz” diyor. Pas hastalığının genomlarını analiz edilerek yeni gelişen türlerinin saptanmasında görev alan JiapengChen, “Sürekli dönüşen bu patojene karşı bir adım önde olmak zorundayız” diye konuşuyor.

Bilimsel açıklamalar böyle olurken üreticinin yine de yeni dönem için kültürel mücadeleyi göz önüne alması da önem arz etmektedir. Örneğin sık ekim yapılmamalıdır. Yabancı ot mücadelesi zamanında yapılmalı ve tarlaya normalin üzerinde azotlu gübre verilmemelidir. Pas hastalığına karşı dayanıklı buğday çeşitleri varsa tespit edilip üretime verilmelidir. Tarla içinde ve çevrede paslarda yeni ırkların oluşumunda önemli bir etken olan ara konukçu bitkilerden (Berberis. v.b.) tespit edilerek imha edilmelidir.En erken görülen pas türüdür. Tahılların yaprak, sap ve başaklarında görülebilirse de, esas görüldüğü yer yapraklardır. Yaprakların üst yüzeyinde makine dikişi şeklinde ve sarı renkte püstüller oluşur. Bu püstüllerin dizilişi bir çizgiyi andırdığı için bu pasa çizgi pası da denilir. Püstüller yazlık sporların üretildiği yerlerdir. Mevsim sonuna doğru yazlık sporların yerini siyah renkli kışlık sporlar alır. Hastalığın şiddetli olduğu yıllarda sporlar başakların kavuz ve kılçıkları üzerinde de görülebilir.Buğdayda pas hastalığından doğan zarar, hastalığın salgın yapması ve erken en-feksiyonlarla ilgili olarak artar. Pas salgınları ise zaman zaman meydana gelir ve büyük zararlara neden olur. Zarar hem nicelik, hem de nitelik olarak ortaya çıkar. Ülkemizde bu güne kadar kayıtlara geçen ve değişik pasların oluşturduğu ürün kaybı % 12-75 arasında olmuştur. Ürün kaybı çeşitlerin duyarlılıklarına, çevre koşullarına, etmenlerin ırklarına göre değiştiği gibi yıldan yıla bölgeden bölgeye farklılıklar göstermektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.